My Blog

Mezarlıkta Yürüyen Işıklar

Karadeniz’in nemli ve sisli gecelerinde, özellikle köylerin dışında kalan eski mezarlıklar hakkında anlatılan bir hikâye vardır. Bu hikâye yıllardır dilden dile dolaşır. Çoğu kişi bunun sadece bir korku masalı olduğunu düşünür. Ama bazıları… gördüğünü iddia eder.

Bu olayın anlatıldığı köylerden biri, Samsun çevresindeki küçük bir Karadeniz köyüdür.

Köyün üst tarafında, çam ağaçlarının arasında eski bir mezarlık bulunur. Mezarlık o kadar eskidir ki bazı mezar taşlarının yazıları silinmiş, bazıları da toprağa gömülmüştür. Gündüzleri bile ürpertici bir sessizliği vardır. Ama asıl garip olan şeyler… gece başlar.

Köylüler anlatır:

Gece yarısından sonra, özellikle rüzgârın kesildiği zamanlarda mezarlığın içinde küçük ışıklar dolaşmaya başlar.

Bu ışıklar ne el fenerine benzer ne de ateşe. Sanki avuç içi kadar, solgun sarı renkte küçük bir parıltı… Ama garip olan şey şu:
Işıklar yürür gibi hareket eder.

Bir mezarın başında durur…
Sonra ağır ağır başka bir mezarın yanına gider.

Köyde yaşayan yaşlı bir adam yıllar önce başından geçen olayı şöyle anlatır:

Bir gece geç vakit köye dönüyordum. Ay yoktu. Hava ağırdı. Mezarlığın yanından geçerken bir anda ileride bir ışık gördüm.

“Herhalde biri mezarlığa gelmiştir” diye düşündüm.

Ama ışık garip hareket ediyordu. Sanki biri elinde tutmuyordu. Topraktan biraz yukarıda duruyor… sonra başka bir mezarın başına gidiyordu.

Merak edip biraz daha yaklaştım.

O anda ikinci bir ışık daha yandı.

Sonra üçüncüsü…

Mezarlığın içinde üç dört tane küçük ışık dolaşıyordu.

Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı.

Bir süre onları izledim. Hiç ses yoktu. Rüzgâr bile esmiyordu. Ama ışıklar mezarların arasında dolaşmaya devam ediyordu.

Tam o sırada…

Mezarlığın içinden toprak kazılıyormuş gibi bir ses geldi.

“hırk… hırk…”

Sanki biri kürekle toprağı kazıyordu.

Ama ortada kimse yoktu.

Korkmaya başlamıştım. Geri dönmek istedim.

O anda ışıklardan biri aniden benim bulunduğum yöne doğru hareket etmeye başladı.

Önce yavaş…

Sonra daha hızlı.

Ayaklarım sanki yere çivilenmişti. Kaçamıyordum.

Işık mezarların arasından geçerek bana doğru yaklaştı. Yaklaştıkça fark ettim ki ışığın içinde sanki duman gibi kıvrılan bir şeyler vardı.

Tam o sırada mezarlığın içinden fısıltıya benzeyen bir ses duyuldu.

Ne söylediğini anlamadım.

Ama kesinlikle bir insan sesi değildi.

O anda koşmaya başladım. Arkamı bile dönmedim.

Köye varana kadar kalbim duracak gibi oldu.

Ama ertesi sabah köylüler mezarlığa gittiklerinde garip bir şey fark etti.

Mezarlığın ortasında…
Daha önce olmayan taze kazılmış bir mezar vardı.

Kimin kazdığı ise… asla öğrenilemedi.

O günden sonra köyde bir kural oluştu:

Gece yarısından sonra kimse o mezarlığın yanından geçmez.

Çünkü bazı geceler hâlâ görülür…

Mezarların arasında dolaşan o küçük ışıklar.

Ve en korkutucu olan şey ise şu:

Bazıları bu ışıkların ölülerin ruhu olmadığını söyler.

Onlara göre…

O ışıklar mezarlıkta dolaşan başka varlıklardır.

adminMezarlıkta Yürüyen Işıklar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir